Anadolu Parsı - (28.3.2005) |
ANADOLU PARSI ARAşTIRMALARINDA MUTLU SONA DOğRU
Milli Parklar ve Av- Yaban Hayatı Genel Müdürlüğünün, 28-29 haziranda Mersin Davultepede düzenlemiş olduğu, yaban hayatı envanteri konulu toplantıya katılmak için Mersin'e gittiğimde, Mut MPA Mühendisi Sayın Mehmet UYANIK'ın, Mut Dandi mevkiinde Panter görüldüğü yolundaki haberini, inceleme konusu olabilecek ciddiyette gördüm.
Daha sonra Mut MPA mühendisliği Orman Muhafaza Memuru Sayın Dursun AVCI ile görüştüm. Anlattığına göre; Mut ilçesi Kestel dağı Dandi mevkiinde nisan ayı ortalarında, kirli sarı renkli ve benekli, uzun kuyruklu, 1.5-2 m kadar uzunlukta, gayet çevik yırtıcı bir hayvanın, kovuk bir kayadan dışarı sıçrayarak kaçtığının köylülerce görüldüğüdür. Ayrıca Çamlıyayla ( Namrun ) Sebil köyünde 2001 yılı başında siyah bir Panterin yine köylülerce görüldüğünü ifade etmiştir.
Mut'ta eylül ayı başında gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonunda, Hagop SAVUL ile yaptığımız değerlendirmede; Mut Alahan köyünden Hulusi DOğAN isimli şahısın 5 haziran tarihinde Dandi mevkii, Boncuk çeşmesi civarında Parsı gördüğünü bildirmesi, içi kemik ve tüylerle dolu bir Pars dışkısına rastlanması, bu alanda Parsın bulunduğu kanaatına sahip olduğumuzu anladık.
Bu arazi çalışması sonrası da Parsı bir fotoğraf karesi içine alamamamız, bilişim çağında olmamıza rağmen, tarihsel süreç içinde bu topraklarda ne kadar başarılı çalışmalar yapıldığı, bu çağda bile bunu yakalayamadığımızı üzülerek gördük.
Tarihe baktığımızda, Bizanslı coğrafyacı Abraham Cornelius tarafından 1568 tarihinde çizilmiş olan, Marmara Bölgesi orijinal haritasında, bu günkü Çanakkale ile Bursa arasında Parsın bulunduğu alanları harita üzerinde göstermesi, yaban hayatı konusunda ne kadar gerilerde olduğumuzu bize bir kez daha anımsatmıştır.
Ünlü Rus doğa bilimcisi Pierre de Tchihatcef'in, 1847-1858 yılları arasında Anadolu'da yaptığı araştırma gezileri ve bunların sonuçlarını içeren, sekiz cilt ve üç atlastan oluşan Asie Mineure adlı dev eseri ve 1864-1877 yılları arasında üç baskı yapmış olan, Le Bosphore et Costantinople adlı kitabı çok tanınmış eserleridir.Ne yazık ki ülkemizin insanları bu eserleri hiç tanımazlar.
Tchihatcef'in Olimpos'ta ( Uludağ ) iki tür ayı ( siyah ve boz ayı ), panter, vaşak ve sırtlanın ( Hyoena striata ) çok sık görüldüğünü kayıt altına aldığı bilinmektedir. Bu gün bile ülkemizde sadece boz ayı bilinmekte, daha küçük ve agresif olan siyah ayı kesin olarak tespit edilmiş değildir.
Yine Tchihatcef'in tespitlerine göre; İstanbul boğazı çevresinde sonbaharda en çok bulunan bıldırıcın dışında çatal kuyruklu keklik ( Perdix tetrix ) ve kara keklik ( Perdix fusca ) Küçük Asya'nın iç bölgelerinde epey yaygın olan gri ve kızıl kekliklere ise Boğaz kıyılarında çok az rastlandığı anlatılmaktadır.
Çulluk üç tür olarak tespit edilmiştir.Bunlar; büyük Avrupa çulluğu ( Scolopax major ), bataklık çulluğu ( Scolopax paludoza ) ve sonbahar çulluğu (Scolopax gallinago ) olup, kış aylarında en çok görüleni birinci tür olduğu tespit edilmiştir.
Boğazın Asya tarafı olan Alemdağ da pembe karatavuk ( Turdus roscus ), kayalık karatavuğu ( Turdus saxatilus ), ispinoz kanaryası (Fingilla serinus ) bulunduğu tespit edilmiştir.
Ötücü kuşlardan normal bülbül ( Luscinia philomela ) ve büyük bülbül ( Luscinia major ) Boğaz kıyılarını şenlendirdiği anlatılmaktadır.
Boğaz bölgesinde büyük etoburların bulunmadığı, en çok bıldırcın ve onu keklik, sülün, karaca, yaban domuzu ve tavşan izlediğini öne sürerek, varlık- yokluk envanterini bile o tarihlerde gerçekleştirmiş olması dikkat çekicidir.
Sülün Avrupa yakasında çok az ve geçici bulunduğu, Asya yakasında Alemdağ ve Aydos dağlarında sürekli yaşadığı yer olduğu, avcı takibine uğramadığı için bol ürediğini bildirmekle, yaşama alanı detayları ile avcılık hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermektedir.
Karaca ve özellikle yaban domuzu Avrupa ve Asya yakalarında az bulunan hayvanlar olarak belirtilmektedir.
Asya yakasında tavşanın tam olarak türünü tespit edemediyse de, Avrupa tavşanına ( Lepus timidus ) benzemediğini, ayrı bir tür oluşturmasa da en azından farklı bir çeşit olduğunu öne sürerek, çağına göre oldukça isabetli tespitler yapmıştır.
Doğu için çok karekteristik bir hayvan türü de çakalı ( Canis aureus ) saymıştır. Bulunduğu yer olarak, Helen yarımadası, Trakya ve Tuna eyaletlerinde az sayıda olan bu hayvanın, Avrupa'ya yabancı olduğunu, 16. yüzyıl zoologlarının çoğu tarafından bu hayvanın bilinmediğini öne sürmüştür.
Tarihe bu bakış açısının ardından, Doğu Karadeniz Kaçkar dağlarında Panter araştırmamızı sürdürmeyi karalaştırdık. Çünkü Sayın Cemal GÜLAS'ın Kaçkarların Meşe dağı mevkiinde, 15 martta kamera ile saptadığı izlerin sahibi olan Parsı tespit etmek, başlıca görevimiz olduğunu Hagop'la birbirimize bir kez daha anımsattık. Herkesin yaylalardan çekildiği sonbahar mevsimini en uygun zaman olduğunu düşündük. Ayrıca bu mevsimde yaban hayvanlarının saklandıkları derin ormanlık alanlardan yavaş yavaş ortaya çıktıkları bir zamandır.
1-15 Ekim tarihlerinde Çamlıhemşin Kaçkar dağlarında arazi çalışması yapılması kararlaştırıldı. Çamlıhemşin Hazindağı, Pokut, Sal, Elevit yaylalarındaki yüksek dağlık kesimlerde özverili araştırmalar yapıldı. Özellikle Elevit yaylasındaki kirlilik, Elevit deresindeki alabalıkların yok oluşları o güzelim doğaya büyük bir ihanet olduğunu düşündük. Yüzlerce kıl keçisinin yaylalara getirilmesi sonucu Çengel boynuzlu dağ keçilerini çok huzursuz etmişe benziyordu. İsrail'den bile turistlerin rastlandığı eşsiz doğa harikası Kaçkar yaylalarına, yerleşmeler ve yaban hayatının korunması konusunda daha çok titizlik gösterilmesi kanısına sahip olduk. Parsın bulunabileceği yerler zaman ve mekan olarak çok titizlikle araştırıldı. Bir keresinde görülmesi ile kaybolması deklanşöre basmaya fırsat vermeyen bir çeviklikteydi. Fakat ikici karşılaşmada, Anadolu Parsı deklanşörün pratikliği karşısında yenik düşerek, fotoğraf karesinin içine girmişti.
Anadolu Parsının fotoğrafı artık arkadaşım Hagop'un arşivinde. Evet artık Anadolu Parsının yaşadığını kayıtlı olarak biliyoruz. "Anadolu Parsının nesli tükenmiştir, siz ütopya peşinde koşuyorsunuz" diyenlere karşı azmin zaferini kutluyoruz. Özverili çalışmaları ile yaban hayatını taçlandıran Hagop SAVUL'a binlerce teşekkürler.